Ana Sayfa  /  SİYASET  /  İyi Parti Antalya Milletvekili Feridun Bahşi Bütçe komisyonunda söz aldı
  • Facebook da Paylaş
İyi Parti Antalya Milletvekili Feridun Bahşi Bütçe komisyonunda söz aldı
  • 25-11-2019
  • 0 yorum
İyi Parti Antalya Milletvekili Feridun Bahşi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Adalet Bakanlığının 2020 yılı bütçesinin görüşmelerinde söz aldı.

“Konuşmama Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nun bir şiirinin son kıtası ile başlamak istiyorum.

Ekmek, su, aş bulmak gecikebilir.

Temele taş bulmak gecikebilir.

Devlete baş bulmak gecikebilir.

Adalet gecikmez tez verilmeli. 

Türkiye’de genel yargı bağımsızlığı, adil yargılanma hakkı, yasaların doğru uygulanıp uygulanmadığı konularından bu güne kadar yeterince bahsettik, üzerinde yeterince konuştuk.

Ama hala bir arpa boyu yol alabilmiş değiliz.

Getirilen ve birincisi yasalaşıp yürürlüğe giren yargı reform paketine rağmen hala ilerleme göremiyoruz.

Daha önce de defalarca söylediğimiz gibi, asıl sorun yasalardan çok hukuk eğitim ve öğretiminde.

Son dönemde mesleğe alına ak parti yöneticisi bazı hâkimler, yaptığı ceza yargılaması sonunda sanığın 8 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması kararı verdi.

Hâlbuki hukuk fakültesi birinci sınıfına başlayan her hukuk öğrencisinin ilk öğrendiği kurallardan bir tanesi; ceza yargılamasında cezalandırma yoluna gidecekse; ceza öngören yasa dosyadaki delilleri değerlendirerek tespit edeceği belli bir cezayahükmedeceğidir.

Bu gün hukuk fakültelerinde hukuk eğitimi almamış özellikle ilahiyat kökenli hocaların yaygın bir şekilde ders verdiği bilinmektedir.

Bundan daha vahimi ise hukuk fakültesi dekanlarının hukukçu olmamaları.

Hatta bazı hukuk fakültelerinde veterinerlerin hukuk fakültesi dekanlığı yaptığı.

Şimdi size bir tablo göstereceğim.

Görüldüğü gibi toplam 20 hukuk fakültesinde dekan hukukçu değildir.

YÖK verilerine göre 10.10.2019 tarihi itibarıyla 82 tane hukuk fakültesi vardır.

Bunlardan 8 tanesinde henüz öğretime geçilmemiştir.

Geriye kalan 74 hukuk fakültesi kalmaktadır

Kayıtlarda Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Hukuk Fakültesinin dekanının dalı görülmemektedir.

Halen dekanı olan hukuk fakültesi sayısı ise 73’tür. Hukukçu olmayan dekan oranı yaklaşık %28 civarındadır.

 Resmen kurulmuş ve faaliyete geçmemiş dolayısıyla dekanı atanmamış hukuk fakülteleri vardır.

Faaliyete geçtiğinde de hukukçu olmayan öğretim üyeleri dekan olarak atanacak ve hukukçu olmayan dekan sayısı ve oranı daha da yükselecektir.

Yine yukarıdaki tablo incelendiğinde Kocaeli Hukuk Fakültesi ve Bursa Uludağ Hukuk Fakültesi dışında dekanı hukukçu olmayan hukuk fakültelerinin tamamı 2000 sonrası kurulmuştur.

Yine Vakıf üniversiteleri hukuk fakültelerine nazaran devlet üniversitesi hukuk fakültelerinde hukukçu olmayan dekan daha sık görülmektedir.

Sadece 3 vakıf üniversitesinin dekanı hukukçu değilken, 17 devlet üniversitesinin dekanı hukukçu değildir.

Ortada ciddi bir sorun vardır.

Hukukçu olmayan dekanların kendi içinde en büyük grubu, ilâhiyatçılar oluşturmaktadır.

Dört hukuk fakültesinde dekan ilâhiyatçıdır.

10 yıl kadar önce bazı hukuk fakültelerini iktisadî ve idarî ilimler kökenli dekanlar yönetiyordu.

Son on yıldır ise bu adım adım ilâhiyatçı dekanların aldığı görülmektedir.

Hukukçu olmayan dekan atamalarının en masum sebeplerinden birisi fakültenin yeni açılmış olmasıdır.

Yeni kurulan bir hukuk fakültesinde profesör unvanlı bir hukuk öğretim üyesi yoksa rektör henüz bu fakülteye dekan olarak atanacak hukukçu bir profesör öğretim üyesi bulamamış ise, bu fakülteye hukukçu olmayan dekan atamak veya hukuk fakültesi dekanlığını kendi uhdesine almak dışında bir seçeneği kalmamaktadır.

Ancak bu durumda dahi eleştirilecek hususlar vardır. Bir tane bile hukuk profesörü yokken neden hukuk fakültesi açılmaktadır.

Yine bazı rektörlerin, hukuk fakültesinde hukuk profesörü olmasına rağmen kendisine yakın hukukçu olmayan öğretim üyesi ataması yaptığına dair birçok şikâyet alınmaktadır.

Burada şunu da belirtmek gerekir ki;iyi niyetli rektörler de Türkiye'de hukuk fakültelerine dekan atamak konusunda büyük güçlükle karşılaşmaktadırlar.

Bilindiği gibi dekan atanacak kişinin profesör olması şarttır.

 Ve Türkiye’de bazı hukuk fakültelerinde hukuk profesörü sayısı sıfırdır veya sadece bir ikidir.

Hâliyle her rektör daha geniş bir havuz içinden dekan seçmeyi arzu eder.

Bu arzusunda da aslında haklıdır.

Ama bu durum dahi rektöre bu hukuk fakültesine hukukçu olmayan dekan atama hakkını vermez.

İlk düğme yanlış iliklenince izleyen düğmeler de yanlış ilikleniyor.

Böyle iyi niyetli rektörlerin olduğu durumlarda, keşke bu üniversitede hukuk fakültesi hiç kurulmamış olsaydı demekten başka bir seçenek kalmıyor.

Nitekim Uludağ Hukukta 1, Hacettepe Hukukta 6, Gaziantep hukukta 2, İnönü Hukukta 1, Kocaeli Hukukta 4, Ondokuz Mayıs Hukukta 1, Süleyman Demirel Hukukta 4, Yalova Hukukta 2 adet profesör unvanlı öğretim üyesi vardır.

Aslında hukukçu olmayan dekan sorunu, Türkiye'deki hukuk fakültelerinin kendilerine hukuk profesörü bulamamaları sorununun bir uzantısıdır.

Size ilginç durum daha aktarayım.

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Şevket Topal ilahiyatçıdır. Ayrıca açık öğretim adalet yüksekokulunu bitirmiştir. Recep Tayyip Erdoğan Hukuk Fakültesi öğrencilerinin, hukuk fakültesi mezunu olmasa da, hiç olmazsa iki yıllık açık öğretim adalet önlisansı yapmış bir dekanları vardır.

Türkiye adeta bir hukukçusuz hukuk fakültesicennetidir.

Hukuk fakültesi öğrenimi almamış kişiler nasıl olacak da hukuk dersi verecekler.

Hukuk eğitimi almamış kendileri hukuk fakültesinde çalışmamış kişiler nasıl olacak da hukuk fakültesini yönetecekler?

Kendileri hâkim ve savcı olma ehliyetine sahip olmayan kişiler nasıl olacak da hâkim ve savcı ve avukat yetiştiren okulları yönetecekler?

Hukuk fakültelerinde ders veren hukukçu olmayan hocalara sormak istiyorum: Siz sağduyuya sahip bir akademisyen olarak kendinizi hukuk fakültesinde ders vermeye ehil görüyor musunuz?

Yine içlerinden dekan olanlara da şunu sormak istiyorum: Kendinizi bir hukuk fakültesini yönetmeye layık görüyor musunuz?

Hukukçu olmayan dekanlara ve hukukçu olmayan hukuk hocalarına sormak istiyorum: Kendinizin yönettiği veya ders verdiği hukuk fakültesine kendi çocuğunuzu göndermek ister misiniz?

Türkiye’de başta ilâhiyatçılar olmak üzere, pek çok çevrede en çok telaffuz edilen kelimelerden ikisi ehliyet ve liyakattir.

Bu çevreler sıkça işi ehline vermeyen kavimlerin batacağı söylenegelir.

Yine hukukçu olmayıp hukuk dersi veren hocalara soruyorum.

Sizin öğrenimini görmediğiniz dersleri vermeniz ehliyet midir?

Kendinizin mezun olmadığı bir fakülteye dekan olmanız liyakat midir?

Eğer işi ehline vermeyen kavimler batıyorsa, hiç kuşkunuz olmasın, hukukçu olmayan kişilerin ders verdiği hukuk fakültelerinin ve hukukçu olmayan dekanlar tarafından idare edilen hukuk fakültelerinin bulunduğu bir ülke bu gün batmadı diyorsanız bile eninde sonunda batacaktır ki biz ülkenin battığını görüyoruz.

Burada hukuk fakültesinde görev yapan hukukçu öğretim üyelerine de sormak isterim;

Sizin fakültelerinize, hukukçu olmayan öğretim üyeleri atanırken, sizin binbir emek ve güçlükle elde ettiğiniz unvanları, başkaları hak etmeden kullanırken, siz neden susuyorsunuz?

Elbette ki hukuk fakültelerinin dekanlarının hukukçu olması, bu fakültelerdeki mevcut kalitesizlik sorununu tek başına çözecek bir şey değildir.

Hukukçu olmayan hukuk fakültesi dekanları sorunu, hukuk eğitiminde sıfırın altında bir kalite sorunudur.

En azından sıfır derecesine çıkmadıkça başka kalite sorunlarını tartışmanın bir anlamı da yoktur.

Hukuk fakültelerinde yapılan eğitimin kalitesi arttırılmadıkça yetişen hukukçunun kalitesi artmaz.

Hukukçunun, hukuk eğitimi düzeyi arttırılmadıkça dünyanın en iyi yasalarını da çıkarsanız adil yargılanma hakkını sağlayamazsınız.

En iyi yasalar kötü uygulayıcılar elinde kötü sonuçlar doğurur.

En kötü yasalar da iyi uygulayıcılar elinde iyi sonuçlar doğurur.

En büyük sorunumuz uygulayıcıların hukuk eğitimi sorunudur.

Elbette ki bunun yanında yargı bağımsızlığıdır.

Hukuk fakülteleriözerkliğidir.

Türkiye’de yargıyı, siyasî etkilerden kurtarmadıkça yargıya güveni tesis edemezsiniz.

Türkiye’de hukuk fakültelerinin özerkliğini sağlamadıkça hukuk eğitiminin kalitesini artıramazsınız.

Ülkenin hukuk eğitiminin kalitesizliğinin sebeplerini ortadan kaldırmak gerekir.

Bunlardan en önemlisi öğretim üyesi azlığıdır.

YÖK’ün verilerine göre, 2018-2019 öğretim yılında hukuk fakültelerinde okuyan 82322 öğrenci, buna karşılık 407 profesör ve 211 doçent öğretim üyesi vardır. Üstelikbunların bir kısmı hukukçu da değildir

Hukuk profesörü veya doçenti başına düşen öğrenci sayısı 133’tür.

Bu sayı ortada oldukça siz sihirbaz olsanız hukuk fakültelerinde eğitim kalitesine artıramazsınız.

Üstelik pek çok hukuk fakültesinde dersler, profesör veya doçentler tarafından değil ders verme yetkisine sahip olmayan araştırma görevlileri tarafından verilmektedir.

Araştırma görevlilerinin ders vermesi hukuka aykırıdır.

Buradan derslerine araştırma görevlisi giren öğrencileri, dekanlarını rektörlüğe, rektörü de YÖK'e şikâyet etmeye davet ediyorum.

Ne ilginçtir ki son dönemlerde; büyük şehirlerde dahi, bazı mahkeme kürsülerinde 23-24 yaşında hâkimler, bazı hukuk fakültelerinin kürsülerinde de 23-24 yaşlarında ders veren hocalar var.

 Yargı reformu yapmak isteyenlere seslenmek istiyorum;

Yapmanız gereken şey, hukuk fakültesi sayısını veya hukuk fakültesi eğitim süresini artırmak değil, hukuk öğretim üyesi sayısını artırmaktır.

Hukuk öğretim üyesi sayısını artırmak için ise yirmi yıla ihtiyacınız vardır. Bir hukuk profesörü, lisans eğitiminden sonra minimum yirmi yılda yetişiyor.

Durum bu iken, Afyon, Bolu, Çankırı, Kırklareli, Rize, Tokat, Yozgat gibi hiç olmayacak yerlerde hukuk fakültesi kurarak zaten yetersiz olan hukuk öğretim üyesi sayısını daha da dağıtmayın; daha da işi içinden çıkılmaz hâle getirmeyin.

Ne yaparsanız yapın, siz bu illerde açılmış hukuk fakültelerinde hukuk profesörü istihdam edemezsiniz.

İstediğiniz tedbiri alın, istediğiniz teşviki verin, istediğiniz zorunlu hizmeti getirin, bunu sağlayamazsınız.

Zorunlu hizmetini tamamlayanlar buralardan gidecektir. Önümüzde çok güzel bir örnek var:

Erzincan Hukuk Fakültesinde 2000’li yılların başında otuzdan fazla yardımcı doçent ve doçent varken bu gün hepsi profesör olan hocalardan sadece 4’ü bu okulda eğitim vermektedir.

Türkiye’de hukuk eğitiminde kalite sağlamak istiyorsanız, öncelikle kendisine hukukçu bir dekan dahi bulmamış hukuk fakültelerini derhal kapatınız.

Bunun dışında, kendi kadrosunda, en az beş profesör, beş doçent ve beş doktor öğretim üyesi olmayan hukuk fakültelerini derhal kapatınız.

Tabiî bunları yapmak cesaret ister ve sizde o cesaret yok.

Yapamazsınız.

Ama hiç olmazsa hukuk fakültelerine hukukçu olmayan dekan atanmasına engel olun.

Hukuk fakültelerinde derslerin hukukçu olmayan öğretim üyeleri tarafından verilmesine karşı çıkın.

Ancak bunları da yapabileceğinizi sanmıyorum.

1-O nedenle çocuklarını hukuk fakültesine göndermeyi düşünen anne-babalar göndermeyi düşündüğünüz hukuk fakültesinin web sayfasına girip, şu üç hususu araştırınız:

Fakültenin kadrosunda tam zamanlı olarak beş hukuk profesörü, beş hukuk doçenti ve beş hukuk doktoru var mı?

Yoksa çocuğunuzu boşu boşuna bu fakülteye göndermeyin. Böyle bir fakülteye göndererek kendi kendinizi aldatmayın; böyle bir fakülteden hukukçu çıkmaz.

2-Fakültede ders veren öğretim üyelerinin hepsi hukuk fakültesi mezunu mu?

Kendisi hukuk fakültesi mezunu olmayan bir hocanın verdiği hukuk eğitiminden ne hayır gelir?

Böyle hocaların ders verdiği bir fakülteye çocuğunuzu göndererek kendinizi kandırmayın.

 Böyle hocalar hukukçu yetiştiremez.

3-Fakültenin dekanı hukukçu mu?

Bir fakültede 5 değil, isterse 15 hukuk profesörü olsun, fakülte hukukçu olmayan bir dekan tarafından yönetiliyorsa, o fakültede hukukçu yetişmez.

Böyle bir fakülteye çocuğunuzu göndererek onun geleceğini heba etmeyiniz.

Yargı reformu kapsamında bir de eğitim kalitesini artırmak için hukuk fakültelerinin beş yıla çıkarılacağı tartışılıyor.

Hukuk fakülteleri beş yıla çıktı diye eğitim kaliteli hâle gelmez.

Bu fakültelerdeki dersler ehil hocalar tarafından verilirse bu fakülteler kaliteli hâle gelir.”dedi.

Etiketler : -

Yorumlar

Diğerleri

ARŞİV

Antalya Haberleri | Sondakikaantalya.com | Antalya Güvenilir Haber | 07 Haber Magazin | Son Dakika Antalya

Tüm hakları saklıdır ® 2014 Antalya Haberleri | Sondakikaantalya.com | Antalya Güvenilir Haber | 07 Haber Magazin | Son Dakika Antalya